fbpx

Zeytinyağlı Enginar Tarifi

Sağlıklı beslenmek isteyenlerin ilk adresi her zaman için enginardır. İçerisine yerleştirilen garnitürü ile daha da bir lezzetlenen zeytinyağlı hali bambaşka olan zeytinyağlı enginarı sevenlerden misiniz? Kış aylarının sevenleri tarafından en çok tüketilen sebzesi enginarı kimisi içerdiği besinlerden faydalanmak için kimiside gerçekten sevdiği için tüketiyor. İçerisinde bol miktarda A vitamini bulunduran enginar, karaciğeri temizler, bağışıklık sistemini güçlendirir. Kalbi ve damar sağlığını da koruyan enginar herkesin mutfağında mutlaka pişmeli. Zeytinyağlı enginar tarifimi denemeyi unutmayın. Deneyeceklere şimdiden afiyet olsun.

Zeytinyağlı Enginar Tarifi İçin Malzemeler

  • 6 adet enginar
  • Yarım limon suyu (enginarları ovmak için)
  • 1 adet havuç
  • 1 adet patates
  • 1 su bardağı bezelye (haşlanmış ya da konserve)
  • 1 adet soğan
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 adet limon
  • 1 çay kaşığı şeker
  • 1,5 çay kaşığıTuz
  • 1 su bardağı su

Zeytinyağlı Enginar Tarifi Yapılışı

  1. Havuç ve patates minik küp şeklinde doğranır ve tencereye alalım, üzerini geçecek kadar su ekleyerek 10 dakika kadar haşlanmaya bırakalım. Burada sebzelerin tam pişmemesi önemli, hafif diri kalması gerekiyor.
  2. Sebzelerimiz piştiktn sonra uyunu süzelim ve bir kenarda bekletelim.
  3. Ayrı bir tencereye bezelyelerimizi alalım, üzerine su ekleyerek yumuşayıncaya kadar haşlayalım. Dilerseniz konserve bezelye de kullanabilirsiniz. Haşlanan bezelyelerimizin de suyunu süzelim ve bir kenarda bekletelim.
  4. Soğanı yemeklik doğrayarak yarım çay bardağı zeytinyağında hafif pembeleşene kadar kavuralım.
  5. Üzerine patates ve havucu ekleyelim. Haşladığımız bezelyeyi de ilave ederek 1-2 dakika karıştıralım ve ocaktan alalım.
  6. Enginarlarımızı uygun bir kap içerisine alalım, yarım limon suyu ile ovalım ve tencereye dizelim.
  7. Orta kısımlarına hazırladığımız sebzelerden paylaştıralım. Kalan garnitürü de enginarların üzerine paylaştıralım.
  8. Üzerine zeytinyağı, limon suyu, şeker, tuz ve suyu  ekleyerek tencerenin kapağını kapatalım.
  9. Yemeğimiz kaynayıncaya kadar orta ateşte, kaynadıktan sonra kısık ateşte enginarlar yumuşayana kadar pişirelim. Bu süreç yaklaşık 20-25 dakika sürecektir.
  10. Pişen enginarlarımızı ocaktan alalım ve soğumaya bırakalım. Ardından servis tabağına alarak suyundan üzerine gezidrelim ve servis edelim. Üzerini dereotu ile de süsleyebilirsiniz.

Afiyet olsun.

Kaynak : Nefis Yemekler

Şirince Köyüne Ulaşım

Şirince köyüne ulaşım imkanları Şirinceye hangi otobus gider? izbanla şirinceye nasıl gidilir?

  • İzmir – Selcuk75 km.
  • Selçuk – Şirince8 km.
  • Şirince – Nesin Matematik Köyü 800 m

İzmir Selçuk’a bağlı bir mahalle olan Şirince, Selçuk’a 8 km, Efes Antik Kenti’ne 12 km, Kuşadası’na 30 km, İzmir’e ise 85 km, İstanbul’a 635 km, Kocaeli’ne 543 km, Ankara’ya ise 649 km uzaklıkta. Şirince’ye ulaşmak için otobüs, özel araç, tren, dolmuş gibi seçenekler kullanılabiliyor.

Otobüsle – Bulunduğunuz yerden Selçuk’a giden otobüs firmaları olabilir. Bunlardan birini tercih edebilirsiniz. Eğer otobüsle İzmir’e geliyorsanız, İzmir garajından Selçuk’a her 40 dakikada bir otobüs var. İzmir garajından ilk otobüs 07:00’de. Son otobüs 21:00’de. Gaziemir’den geçen Selçuk otobüsleri de mevcuttur. Gaziemir’den ilk otobüs 6:55’te, son otobüs 21:20’de.

Trenle – İzmir’den Selçuk’a giden ana hat trenleri trenler mevcuttur. Ancak Saat başı olan trenler hem yorucu hem de sadece Selçuk tren garına kadar sizleri götürmektedir. Destinasyon gezmek isterseniz. Oradan Selçuk gar a kadar gidip vasıta bulmanız gerekebilir. Selçuk tren istasyonunun telefonu: 0232 892 60 06. 

Özel Araçla – İzmir’e geldikten sonra, İzmir-Aydın otoyoluna girerseniz yaklaşık 80 km sonra Torbalı gişelerine ulaşırsınız. Torbalı gişelerini yaklaşık 20 km geçtikten sonra Selçuk gişelerine ve Selçuk yoluna ulaşırsınız. Selçuk’un girişindeki ilk kırmızı ışıklardan sola dönerseniz yaklaşık 200 metre ileride solda Şirince yoluna ulaşabilirsiniz. (Şirince tabelasını da görebilirsiniz.) 

Günlük turlar ile – İzmir’e yaklaşık 80 km uzaklığında olan Selçuk Şirince e gitmek için günübirlik turları tercih edebilirsiniz Günübirlik turlar Sizleri Efes Antik kenti Şirince Artemis tapınağı Meryemana evi İsa bey camii en ince ayrıntısına kadar gezdirmekte .

Zeytinyağlı Pırasa

Zeytinyağlı Pırasa Tarifi İçin Malzemeler

  • 4-5 adet pırasa
  • 2 tane havuç
  • 1 adet kuru soğan
  • Bir kahve fincanı pirinç
  • 1 su bardağı su
  • 1 adet limonun suyu
  • 1 bardak taze sıkılmış portakal suyu
  • 1 çay bardağı kadar zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1,5 çay kaşığı tuz

Zeytinyağlı Pırasa Nasıl Yapılır?

Adım Adım Zeytinyağlı Pırasa Yapımı

  • Pırasaları dış kabuklarını ve kök kısımlarını ayıklayıp suda iyice yıkayın. Yıkama işleminin ardından pırasalarınızı verev şeklinde doğrayın. 
  • Havuçları temizledikten sonra uzunlamasına ortadan ikiye kesin. İkiye ayrılan havuçları pırasalarla aynı boyuta getirin. 
  • Geniş bir tencereye pırasa ve havuçları koyun. Suyunu süzdürdüğünüz pirinçleri duruladıktan sonra tencerenin içerisine serpiştirin. Zeytinyağının yarısını ekleyerek kısık ateşte hafifçe kavurun.
  • Bir bardakta portakal suyu, limon ve suyu birleştirin. Ardından tenceredeki pırasaların üzerine ekleyin. 
  • Tencere içerisine toz şeker ve tuzu ilave ederek hafifçe karıştırın.
  • Kalan zeytinyağını pırasanın üzerinde gezdirin. Pırasayı kısık ateşte 20-25 dakika kapağı kapalı bir şekilde pişirin.
  • Zeytinyağlı pırasayı dinlendirdikten sonra ılık halde ya da soğuk servis olarak limon dilimleri eşliğinde servis edebilirsiniz. 
  • Servis sırasında yemeğiniz üzerine zeytinyağı gezdirerek pırasalarınızı daha lezzetli bir hale getirebilirsiniz.
  • Servise hazır hale getirdiğiniz pırasayı toz zerdeçal ya da yeni bahar gibi baharatlarla tatlandırabilirsiniz. 

Zeytinyağlı Pırasa Tarifinin Püf Noktaları

  • Zeytinyağlı pırasayı pişirirken kapağın altına küçük bir delik açtığınız yağlı kağıt kapatarak sebzelerin besin değerlerini koruyabilirsiniz. 
  • Pişirme esnasında tencerenin kapağı kapalı olması durumunda tarifiniz daha besleyici olacaktır. 
  • Sebzeleri dilimlemeden önce iyice yıkamalısınız. Durulama işlemi öncesi sirke ile sebzeleri yıkayarak maksimum hijyen elde edebilirsiniz.
  • Portakal suyu taze sıkılmış olmalıdır. Hazır ya da bekletilen portakal suları, tarifin lezzetini bozabilir. 
  • Havuç, kolay pişen bir sebze olduğundan dolayı, isteğe bağlı olarak pırasalardan birkaç dakika sonra da tencereye eklenebilir. 

Zeytinyağlı Pırasa Tarifi İçin Pişirme Önerisi

  • Tarifin içerisine katacağınız tuz ve zeytinyağı miktarını kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Tarifin içerisinde minik parçalarda soğan ekleyerek tarifinize lezzet katabilirsiniz.

CENNETTEN BİR KÖŞE: ŞİRİNCE

Yunanlı Yazar Dido Sotiroyo’nun ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ adlı eserinde bahsettiği “ bu yeryüzünde cennet diye bir şey varsa, bizim Kırkıca (Şirince) O cennetin bir parçası olsa gerekti” dediği köydür burası.

Sabahattin Ali ise 1947 yılında dört gün kaldığı ve belleğinde ‘sihirli köy’ olarak yer eden köyü, yazdığı bir hikayede anlatır.

Bu usta kalemlere hikâyeler yazdıran, sihir gibi, cennet gibi bir köşe dedikleri Şirince’yi kim görmek istemez?
Selçuk’a gelip, görkemli Efes’i ve Bülbül Dağı’nın zirvesine saklanmış mistik Meryem Ana Evi’ni gezdikten sonra Selçuk’tan doğu yönüne ayrılan sapaktan içeri girebilirsiniz. Yönlendirme levhalarını takip ettiğinizde yeşillikler arasında kıvrıla kıvrıla yükselen bir yolda ilerlerseniz 10 dakika sonra, eşsiz doğası ile cennetten bir köşeye ulaşırsınız. Köye gidiş yolunun etrafındaki zeytin, mandalina ağaçları arasında başlayan yolculuk, zeytin ağaçlarıyla süslenmiş gibi kıvrılan o yolun sonunda eski Rum evleri ve şarap yapılan üzümlerin nefis kokusu sizi karşılar.

ŞİRİNCEYE HOŞGELDİNİZ
Selçuk’un 8 km doğusunda yer alan 1922 yılına kadar Ortodoks Rumların yaşadığı Şirince Köyü bir mübadele köyüdür. Birkaç Türk Müslüman görevli dışında nüfusun Rumlardan oluşması o yıllarda kültür ve gelenekte bir birliktelik meydana getirmiştir. Yaklaşık 100 yaşındaki evleri, cennet doğası, temiz havası ile o yıllardan bugünlere korunmuş sivil mimari dokuya sahip köyde dikkat etmezseniz zaman kavramını kaybedip, köyün sizi cezbeden enerjisine kapılabilirsiniz.

Şirince köyünün eski kaynaklarda “Dağdaki Efes” adı ile anılması bu köyün köklü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Kuruluşu hakkında farklı rivayetler vardır.

Bir kaynağa göre Şirince’nin kuruluşu beylikler dönemine rastlar. Derebeyin yanında çalışan köylülerden bir grup azad edilmelerini ve kendilerine bugünkü ŞİRİNCE köyü ve çevresinin verilmesini dilerler. Bunun üzerine bey sorar; yerleşeceğiniz yer güzelmi? Yanıt Çirkincedir. Bey de “ öyleyse köyünüzün adı Çirkince olsun” der ve azad edilen köylüler tarafından Şirince kurulur.

Şirince ondan da eski adıyla Çirkince 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altında Rum nüfustan oluşmuş 1800 haneli bir köydür. Resmi konuşma dili Türkçedir. Dağlık bölgede hükümete vergi ödeyerek ve kendi içlerinde kurdukları düzenle, kapalı bir köy hüviyetinde yaşamını sürdürmektedir.

1910 yıllarına kadar oldukça sakin geçen hayatları Yunanistan’dan sürülmüş göçmenlerin kışkırtmalarıyla hareketlenmeye başlar. Balkan savaşı sırasında da Osmanlılara karşı zaman zaman direnişlerde bulunur. Takvimler 1914 yılını gösterdiğinde ise 1. Dünya Savaşı tüm şiddetiyle Anadolu’da kendini gösterir. Osmanlı hükümeti Şirince’nin gençlerini “Amele Taburu” denilen özel çalışma birliklerine kaydeder. Ancak taburdan kaçanlarda dağlarda çetecilik yaparak, ya da Yunanistan’a sığınarak direnişte bulunurlar. 1918 yılında anlaşma yapılmasıyla Kırkıcılılardan sağ kalanlar köylerine dönerler.

15 Mayıs 1919 da Yunanistan işgal amacıyla İzmir’e çıkartma yapar. Şirince (KIRKICA)ya girdiklerinde büyük coşkuyla karşılanırlar. O sırada Kırkıca Osmanlı uyruğundadır. Fakat halkı kendini Yunanlı kabul ederek gönüllü olarak yunan ordusuna yazılmak üzere İzmir’e gider. Urla, Kokluca, Bornova ve Kuşadası’ndan gelerek toplanan gönüllü askerlerin başına yunanlı subaylar verilir. Amaç diğer müttefikleriyle birlikte Anadolu’yu paylaşmaktır.

Ancak Kurtuluş savaşını noktalayan 22 Ağustos 1922 Büyük taarruz zaferi ve hemen ardından 9 Eylül 1922 de İzmir’in düşmandan kurtarılmasından sonra daha önce bu yörede yaşayan Rum köylülerinin çoğu Yunanistan’a göç ederler.

Böylece Kırkıca birkaç yaşlısı dışında, ıssız bir köy hüviyetine girer. Nihayet 1924 göçmen mübadelesi ile Yunanistan’dan (Selanik, Provusta, Kavale v.b.) gelenlerin buraya yerleştirilmeleriyle köy yeniden canlanmaya başlar ve zamanla bugünkü duruma gelir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Çirkince’yi ziyarete gelen zamanın İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa’yı köyün öğretmeni Muallim Suat Bey, yazıp bestelediği “köy marşı” ile karşılayınca Vali Bey çok duygulanmış ve köyün adının bundan böyle Şirince olarak değiştirilmesini söylemiş. Kendisi bu güzel yörenin Çirkince adı alamayacak kadar güzel olduğunu ileri sürerek bundan sonra güzelce olarak adlandırılmasını istemiş olabilir.

Köye ilk girdiğinizde öncelikle kültürel mimari dokusu dikkatinizi çeker. Günümüzde Rum zamanından kalma 200 civarında ev bulunmaktadır. Eğimli arazisi nedeniyle evler eğime paralel olarak dizilmiş ve sıralı bir görüntü sunar.

Köyde evler dışında fırınlar, kahveler ve çeşmeler de dikkat çekiyor. 19. yüzyılda yapılan Aya Yani ve Aya Dimitri kiliseleri köyün tarihi yapılarından sadece ikisidir. Köyün bir de ilkokul binası bulunuyor. Bu bina Şirince topografyasını anlayabilmek adına önemli bir konumda. Çünkü buradan evler, bahçeler ve dağlar rahatlıkla izlenebiliyor.

Söylemeden geçmek olmaz. Köyün adı gibi şirin bir çarşısı var. Bu çarşıda şimdiye kadar hiçbir yerde rastlamadığınız meyve şaraplarını göreceksiniz. Sayısı hayli fazla şarapevlerinde Şirince’nin ünlü meyve şaraplarını tatmadan gitmek olmaz. Çarşıda köylülerin kendi ürünlerini sattığı küçük tezgahlar da var. Bunlarda ne ararsanız bulunur. El işlerinden sabunlara, zeytinyağından pekmezlere bal, reçel, hatıra eşya, daha neler neler…

Bu güzel köy, gezerken acıktığınızda ise size fazlasıyla seçenek sunar. Radikası, ot kavurmaları, şevketi bostanı, kabak çiçeği dolması ve şurada sayamayacağımız çeşitte mevsimine göre Ege ve Girit mutfağının birçok lezzetini tadabilir, gözünüz ve nefesiniz gibi midenize de ziyafet çekebilirsiniz.

Burada gezmek, yemek içmek sizi kesmedi mi? Haklısınız. Çünkü insan Şirince’ye bir geldi mi burada sabahı karşılamak ister. Bunun için köyde pek çok konaklama imkanı var. Eski Rum konakları, pansiyonlar, butik oteller. Köy dokusunu koruyan size Anadolu konukseverliğini sunan bu otellerde birkaç gün konaklayabilir, hatta bu arada Kayserkaya’ya gidebilir, Nesin Matematik Köyü’nü ziyaret edebilirsiniz.

Unutmadan zeytinyağı, köy ekmeği, meyve şarabından tattığınız gibi eğer yaz aylarında geldiyseniz şeftalisini, kışın geldiyseniz mandalinini tatmadan buradan ayrılmayın. Bir de bütün bunların üzerine Köy Meydanı’nı gören eski kahvede kumda pişirilmiş keyif kahvesi yudumlamadan, adı gibi kendisi de şipşirin olan köye Şirince’ye veda etmeyin.

Kaynak : visitephesus.org